Kırşehir’den Konya’ya Mektup

Sayın Konya Büyükşehir Belediye Başkan Uğur İbrahim Altay ;

Cumhurbaşkanlığı Yüksek Himayelerinde Konya Valiliği, başkanı bulunduğunuz Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği tarafından gerçekleştirilen ‘Uluslararası Ahilik Fuarı ve İş Ahlakı Zirvesi’nin komşu vilayetiniz Kırşehir’de ki yansımalarını izlemişinizdir.

Hani sizinde diğer konuşmacılar gibi açılış konuşmalarında “Konya’nın Ahiliğin Merkezi” olduğuna özellikle vurgu yaparken, Mevlana Celalettin’in düşün ve eylem karşıtı olduğu aşikâr bulunan Ahi Evren’ın şehit edildiği bu “Kutlu ve Komşu  Kent” hiç anılmaz mıydı?

Komşu ilimiz Nevşehir Belediyesi’nin bile ana sponsorlarından biri olduğu zirvede gerçekleştirilen fuarda, Nevşehir’ kendisine açılmış stantlarda tanıtılırken Kırşehir Belediyesine, esnafına, sanayicisine bir nezaket daveti özenle neden esirgenirdi?

Hem zaman  742 yıl öncesinin 1277 si değil ki.. Kimsenin Karamanoğlu Mehmet Bey gibi Konya tahtını basacağı da yok.

Devir eski devir değil Konya da Mevlana Celaleddin’in ve Selçuk sultanlığının Farsçası da konuşulmuyor.

Hem Karamanoğlu Mehmet Bey’in; “Kuran dili” olduğu için medreseler vasıtasıyla vücut bulan “Arapça”ya ve “işlenmiş bir edebiyat dili” olan Farsça’ya karşı tutumu Türkçenin vücut bulması doğrultusunda ilk siyasi çıkıştı. Zira söz konusu dönemde Arap, Fars ve Türk kültürleri arasındaki mücadele; Türkçe adlar yerine eski İran isimleri almaya başlayan, Şehnâmeler yazdıran, Farsça ve Arapça unvanlar alan Selçuk sarayına karşı, kendi kültürlerine inatla sahip çıkan geniş Türkmen kesimleri arasındaydı.

Devir Eski Devir Değil ki…

Anadolu Moğol zulmü altında inlerken Konya da Mevlevi tekkelerinde  “Biz derviş kimseleriz ve Allah’ın iradesiyle devlet kime tefhiz edilmiş ise ona bakar ve iktidarının yanında yer alırız Allah memleketi Selçuklular’dan Cengiz Hanlılar’a ısmarlamıştır. Biat edin”fetvaları da veren yok.

“Kutbü’l-Müverrihîn”,  daha açıkçası “tarihçilerin kutbu” diye nitelenen Türk tarihçiliğinin büyük isimlerinden olan ve dünya çapında bu alanda haklı bir şöhreti bulunan Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca’nın bildirdiği şekliyle,  “Moğollarla işbirliği yapan ve Fars kültürüne tutkun Selçuklu seçkin sınıfına hitab eden Celâleddin Rumî ile Ahi Evren arasında düşmanlık vardı.  Nâsiruddin’in(Ahi Evran’ın) ahileri, Moğollarla mücadeleye giren II. İzzeddin Keykâvus’ı destekliyorlardı, Keykâvus 1254’de Kırşehir’e geldiğinde . Moğol kuvvetleri onu sultan hanı savaşında yenilgiye uğratmışlardı.  Anadolu’da isyanı bastırmaya çalışan Moğolların soykırımından Nâsıruddin de (Ahi Evran’da) kurtulmadı. Ahi Evran , Kırşehir emîrliğine atanan Mevlevî Nureddin Caca Bey’in Kırşehir’de  yaptığı katliâmda 1261 yılında  hayatını kaybetti. Moğollara, karşı çıkan esnafı, bunlar arasında savaşcı kalabalık debbağ esnafını katliam ettiler. Ahilere ait zaviyeler, Mevlevîlere verildi. Bunun üzerine ahiler uzak uc bölgelerine, Türkmenler arasına göç ettiler”.

İşte; Anadolu‘da Moğollara karşı geniş Türkmen hareketi, Türkmen beyliklerinin, bu arada Osmanlı beyliğinin kuruluşu sürecini başlatırken,  Anadolu iki siyasi bölgeye ayrılmıştı. Biri İlhanlı Moğol Devleti‘nin ve onların kuklası Selçuklu Sultanların egemen olduğu doğu kısmı, öteki uc Türkmenlerinin egemen olduğu batı kesiti.

Ve işte Sayın Başkan;

Ahilik etkinliğinde hiç davet etme nezaketinde bulunmadığınız bu ilin Ahileri Babaları Abdalları, Dervişleri  Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda uclara toplaşan  ÖNCÜ idiler. Konya, bizim Konya’mız lakin Mevlana Celalettin’in Mevlevileri ne uçlara koştular ne de Osmanlının kuruluşunda oldular.

Ve denildiği gibi; “Kırşehirli Şeyh Edebâli’nin Osman’a kızını verişi gibi, o kızın karnından çıkacak çınar ağacının bütün dünyayı kaplaması rüyası da, yorumu da Kızılırmak Serhadinden Sakarya Serhaddine gelişin mitolojisiydi. Bütün gerçek mitolijiler gibi, o Osmanlı ‘rüyası’ da, yalnız tarih sezilerinden kaynak almıştı.. Yoksa, o anacık Babacık günlerinde kimin aklından eserdi Bursa’dan kalkıp da Kırşehir’in en ücra Suluca Karahöyük’ü önündeki Hacı Bekteş’in soluğundan  yeniçeri ruhunu çıkartmak”

Tarihsel olgulardaki tespit ve değerlendirmeler bir yana sonuçta Mevlana’da tarihsel kültürel değerlerimizdendir elbette.. Bakınız Kırşehir’de vakti zamanında Moğol istilasında bölge valisi atanan Mevlana Hazretleri ile muhabbetleri ve mektupları pek çok olan Ahi Evran’ın öldürülmesinde etkin rol oynayan Moğol asıllı Cacaoğlu Nurettin (Cacabey) ile Ahi Evran500 metre arayla şehrin göbeğinde koyun koyunadırlar. Artık bu şehrin kültürel tarihsel değerleridirler.

“Kırşehir’i Unutarak”, Yok Sayarak  “Ahi Evran İle Mevlana  Buluşması”Nasıl Olacak?

Şeyh Edebali’nin,Aşıkpaşa’nın Yunus Emre nin Hacıbektaş’ın hele de onun kara gün dostu Ahi Evren’in memleketini,HacıbektaşVilayetnamesinde’de;“Meğer ol vakit Kırşehri’nin adı Gülşehri idi. Dopdolu mescitler, camiler ve medreseler çok idi. Ma’mur şehir idi. Müderrisler ve müftüler ve alimler ve kadılar ve kamiller ile şehrin içi dopdolu idi.” Dediği bir şehrin adı;  tarihsel hatıratının adına da olsa anma yasağı varmış gibi niçin  zikredilmez ve çağrılmaz…

13 yüzyılın Mevlana Celaleteddin’inin, Ahi Evran’a düşmanlığının mı izi vardı?

“Ahiliğin merkezinin Konya’ya taşınması”gibi basit düşünceye ve bu işin ucuz kışkırtıcılığında asla olunmaz.

Ama “Kırşehir’i unutarak” ve yok sayarak,  “Ahi Evran ile Mevlana Hazretlerinin buluşması”nasıl olacak?

Gerçi Kırşehir tarihin biraz yenik yüzüdür.Ahi Evran’ da öyle..

Malumunuz siyasal tercihlerimizden kaynaklı olarak bir siyasal cezalandırılmamız olmuş, “İl” iken “İlçe”liğe düşürülmüş, Hacıbektaş’la aramıza “vilayetlik bir mesafe konmuş”sa da Ziyarettepe’de öküzünün heybelerini alıçla doldurup Hacıbektaş’a koşan Yunus Emre’de şeyhi Baba Taptuk’da Anadolu’da gönüllere girmekte sınır tanımıyorlar.

Sayın Başkan;

 Bir küçük husus daha çarptı gözlerimize    “ Uluslararası Ahilik Fuarı ve İş Ahlakı Zirvesi’nin konuşmacıları;  İstanbul Üniversitesi,  , Necmettin Erbakan Üniversitesi  , Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi  , Selçuk Üniversitesi,    İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinden çağrıldığı görülürken Kırşehir’de Ahi Evran’ın adını taşıyan üniversitemizden hiçbir isim  yoktu.

Nasreddin Hoca, Ahi Evren,Kırşehir’in Ciddi Gündemi…

Bu arada Sayın Başkan;

Hâce Nasîrü’d-dîn Mahmûd el-Hoyî (Nasreddin Hoca, Ahi EvrenKırşehir’in ciddi gündemi…

Esprileri ile mizah tarihimizde efsaneleşen Nasreddin Hoca’nın Ahi Evren’le aynı kişi olduğu, farklı toplum kesimleri tarafından farklı özellikleriyle tanındığı için iki ayrı kişilik olarak bilindiği. Oysa Hâce Nasîrü’d-dîn Mahmûd el-Hoyî’nin Nasreddin Hoca ve Ahi Evren’le aynı kişi olduğuna dair Konya Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm eski Başkanı Prof. Dr. Mikail Bayram çıkışlı çalışmalar ilgiyle takip ediliyor.

Ne de Olsa Vilayetlerimizin tarihsel “Hısım”lığı da Var…

Bu arada Sayın Başkan:Biz  Selçuklu tarihçisi İbn Bibi’nin yalancısıyız; İbn Bibi’ye göre; Sultan Alaaddin zamanında Kırşehir’e yerleştirilen Mengücek’lerden Melik Muzafferüddin Behramşah’ın kızını Konya tahtında babasını öldürmek suretiyle oturan   Sultan II. Gıyaseddin istemiş, sultanın uygunsuz şeylerle meşgul olduğunu düşünen Behramşah, sultan için “Bizim hanedanımıza damat olmaya layık değil” demiş, ama Behramşah’ın masum kızı şeriat hükümleri uyarınca sultanın harem dairesine götürülmüş..Aksaray vilayet olunca Konya ile aramıza yeni bir vilayet girmiş gibi olsa da Kızılırmak üzerinde kurulu bulunan, ve o zamanlar Kırşehir’le Konya topraklarını birbirine bağlayan 13 gözlü meşhur “Kesikköprü”, rivayetlere göre Behramşah’ın kızını zorla haremine götüren II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından gelin alayının geçmesi için yaptırıldığı rivayet edilir.

Sayın Başkan;

Sözümüzü size dönerek söylemiş olmanın komşu vilayetliliğimizin hakkı ve hukuku sayınız lütfen.

Adnan YILMAZ

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir